3 Haziran 2020 Çarşamba

Kitap: Sarmal, Yazar: Murat AĞIREL


     334. Sayfa:
     Nasıl bir Türkiye var size anlatayım…
     İçerisinde iktidarın da olduğu Siyasal İslamcı bir grup zengin, sistemi istediği gibi kontrol ediyor. Bunu vakıflar aracılığıyla yaparken, çocuklarını da bu sistemi devam ettirmeleri için yetiştiriyorlar.
     Maalesef insanlar dinin siyaset ve ticarette kullanılmasının acı sonuçlarını görmedikçe, samimi Müslümanlar bu din tacirlerine alet oldukça, onlar tarafından kandırıldıkça bu düzen sürecek.
     FETO gitti; METÖ, ÇETÖ velhasıl nice güç, İktidar ve para için insanları kullanan bir başkası gelecek.
     Düşünen ve duyarlı, vicdanlı insanlara düşen görev; bu yapıların ne istediğini, hangi amaçla hareket ettiğini anlamak ve gereken tepkiyi göstermek. Dinin ve kutsalların siyaset ve ticaret için kullanılmasına itiraz etmektir.



     “Sivil Örümceğin Ağında” adlı kitap, küresel güçlerin ülkemizi dernek, vakıf, cemiyet gibi Sivil Toplum Kuruluşları(STK) ile nasıl kontrol altına almaya çalıştığını anlatıyordu. Bu kitabı okurken de; küresel güçlerin ülkemizi kontrol altına alırken, yerli/milli olarak bildiğimiz kişilerce kurulan dernek, vakıf, cemiyetlerle bağlantılı olduğunu görüyorsunuz. Bu vakıf, dernek ve cemiyettekilerin ülkeyi nasıl talan ettiklerini anlatmış. Kişiler aynı ama kuruluşlar farklı farklı isimler almış.
     Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği (Erzurum Şubesini Fethullah Gülen kurmuş),TÜRGEV, TÜGVA, SETA, Ensar Vakfı, Boğaziçi Küresel İlişkiler derneği (Pelikan), Okçular Vakfı gibi adlarla faaliyetlerine devam etmişler/ediyorlar. Kendileri başlatmış devamında çocukları, damatları, gelinleri kızları, yeğenleri vakıflarda akçeli işlere devam ediyorlar.
  

     Çok önce faaliyete başlamışlar. Yıllar sonra bir kolu Cumhuriyet birikimlerini yok pahasına tek tek satacaktı. Diğer kolu ise devlet içinde örgütlenip “paralel bir devlet yapılanması oluşturacak” darbe yapmaya kalkışacaktı. (Sayfa 101)

     Yazarın; belgelerle koyduğu gerçekler yüzünden değil de başka bir gerekçeyle tutuklanması, bu belgelerin doğruluğunun kanıtı olmuş.

     Aslında dava dedikleri; kandırdıkları milletin, iyice sömürülmesi için uydurulan hikâyelerden ibaret. Gerçek ise halk fakirleşirken bu kişilerin giderek zenginleştiği, çocuklarının ve hatta torunlarının bile hayatını garantiye aldıkları.