334. Sayfa:
Nasıl bir Türkiye var size anlatayım…
İçerisinde iktidarın da
olduğu Siyasal İslamcı bir grup zengin, sistemi istediği gibi kontrol ediyor.
Bunu vakıflar aracılığıyla yaparken, çocuklarını da bu sistemi devam ettirmeleri
için yetiştiriyorlar.
Maalesef insanlar dinin
siyaset ve ticarette kullanılmasının acı sonuçlarını görmedikçe, samimi
Müslümanlar bu din tacirlerine alet oldukça, onlar tarafından kandırıldıkça bu
düzen sürecek.
FETO gitti; METÖ, ÇETÖ velhasıl
nice güç, İktidar ve para için insanları kullanan bir başkası gelecek.
Düşünen ve duyarlı,
vicdanlı insanlara düşen görev; bu yapıların ne istediğini, hangi amaçla
hareket ettiğini anlamak ve gereken tepkiyi göstermek. Dinin ve kutsalların
siyaset ve ticaret için kullanılmasına itiraz etmektir.
“Sivil Örümceğin Ağında”
adlı kitap, küresel güçlerin ülkemizi dernek, vakıf, cemiyet gibi Sivil Toplum Kuruluşları(STK)
ile nasıl kontrol altına almaya çalıştığını anlatıyordu. Bu kitabı okurken de; küresel güçlerin ülkemizi kontrol altına alırken, yerli/milli olarak bildiğimiz kişilerce kurulan
dernek, vakıf, cemiyetlerle bağlantılı olduğunu görüyorsunuz. Bu
vakıf, dernek ve cemiyettekilerin ülkeyi nasıl talan ettiklerini anlatmış. Kişiler
aynı ama kuruluşlar farklı farklı isimler almış.
Milli Türk Talebe Birliği
(MTTB), İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği (Erzurum Şubesini Fethullah
Gülen kurmuş),TÜRGEV, TÜGVA, SETA, Ensar Vakfı, Boğaziçi Küresel İlişkiler
derneği (Pelikan), Okçular Vakfı gibi adlarla faaliyetlerine devam etmişler/ediyorlar.
Kendileri başlatmış devamında çocukları, damatları, gelinleri kızları, yeğenleri
vakıflarda akçeli işlere devam ediyorlar.
Çok önce faaliyete
başlamışlar. Yıllar sonra bir kolu Cumhuriyet birikimlerini yok pahasına tek
tek satacaktı. Diğer kolu ise devlet içinde örgütlenip “paralel bir devlet
yapılanması oluşturacak” darbe yapmaya kalkışacaktı. (Sayfa 101)
Yazarın; belgelerle
koyduğu gerçekler yüzünden değil de başka bir gerekçeyle tutuklanması, bu
belgelerin doğruluğunun kanıtı olmuş.
Aslında dava dedikleri;
kandırdıkları milletin, iyice sömürülmesi için uydurulan hikâyelerden ibaret. Gerçek
ise halk fakirleşirken bu kişilerin giderek zenginleştiği, çocuklarının ve hatta
torunlarının bile hayatını garantiye aldıkları.

