Ezan okunalı yarım saat
olmuştu. Namazı “Seyda”,”Sultanımız”,”Efendimiz” dedikleri Feyzeddin EROL
kıldıracaktı.
Vaktinden yarım saat
sonra camiye giren Sivrihisar/Buhara köyündeki şeyh Feyzedin EROL camiinin
kapısından göründü, kapıyı açan iki kişi aynı anda “Seydamız geliyor,
sulatnımız geliyor.” dedi. Oturanlar ayağa kalktı başlarını eğip geçişini
selamladılar. Seyda minbere yanaştı, bir kişi Seyda’nın çorabını çıkardı, diğer
kişi namaz kıldıracağı yerin altına yumuşak bir bez koydu. Sonra şeyh Feyzedin
EROL namazı kıldırmaya başladı. (sayfa 22)
Adıyaman Menzil köyünde ve
Sivrihisar Buhara köyünde faaliyet gösteren Menzil tarikatının her ikisi de şeyh
olan amca çocukları, anlaşmazlık yüzünden ikiye ayrılmışlar.
Her iki tarafta ticaretle siyasetle iç içeler ama sorulunca; biri
inkar ediyor diğeri de niye uğraşmayalım ki diyor.
Devlette yer bulan müritleri
var. Devlet desteği devam ediyor. Terör olmayan Menzil köyünde devlet 26 Korucu
tahsis etmiş.
Menzil şeyhi tarafından
yaptırılan camilerde yine kendi imamları atanmış. Orada yaşamıyorlar, menzil
köyünde kalıyorlar sadece Cuma namazında gidiyorlar ama maaş almaya devam
ediyorlar.
Adıyaman Menzil köyündeki
Şeyh Saki EROL’un 171. Sayfasındaki bir cümle : Bazen belki PKK’lıya saygı
gösteriyorum. Adam ölüyor davası için.
Şeyhlerin
söylediklerinde yalanlar da mevcut. Yalan olduğunu, birinin söylediğini ötekinin
farklı söylemesinden anlayabiliyorsunuz. Özellikle ticaret ve siyaset
konusunda.
Yazar bu kitabı Menzil’i
övmek için mi yermek için mi yazmış okurken bazen git gel yaşayabiliyorsunuz.
Kitabın son bölümünde Diyanet’in
tarikatlar, cemaatler konusundaki rapora yer verilmiş. Hepsi halifeliği istiyor,
hepsi de kendisinin halife olmasını istiyor.
İlginç olan ise FETÖ’den
sonra milletimizin bu tarikat, cemaatlere ilgi göstermeye devam etmesi. Sorulduğunda
ise biz başkayız biz vatanımızı seviyoruz demeleri…
İnşallah ikinci bir FETÖ
olayı yaşamayız…


