28 Şubat 2021 Pazar

Kitap: Emir Timur’un Başarı Sırları, Yazar: Tarkan SUÇIKAR


Kitap: Emir Timur’un Başarı Sırları, Yazar: Tarkan SUÇIKAR

    Emir Timur, Moğollar’ın bir kolu olan Çağatay Hanlığı’nın hâkimiyet bölgesinde Barlas Aşireti denilen bir Türk aşiretinin beyi olarak ilk kez tarih sahnesine çıkmıştır.
    Doğduğu bölge Moğol temelliydi. Gelenekleri değiştirmek zordu. Bu nedenle;Timur Türklerin Bey’i, Moğollar’ın damadı, Müslümanların Emir'i oldu.
    Mâverâünnehir adı verilen coğrafyada, Cengiz soyundan gelmeyenler geleneklere göre tahta çıkmaz. “Han” olamaz. Bu yüzden Timur “Han” ünvanı kullanamaz. Timur, tüm gücüne rağmen “Bey” ve “Emir” ünvanı ile yetinmek zorundadır. Kukla olarak Cengiz oğlu Ögeday Han neslinden Suyurgatmış’ı başa geçirir.
Timur, Türkçe konuşurdu. Örf, adet, gelenek bakımından tamamen Türktür.

Timur’un Semerkant’taki türbesi ve buna bağlı olan külliye.    

Timur'un Yönetim anlayışı; i
stişare, uyanıklık ve ihtiyat, ittifak ve bugünün işini yarına bırakma esaslarına dayalıydı.
Ankara Savaşında Osmanlı’yı yenmiş ve Yıldırım Beyazıt’ı esir almıştır. Osmanlı'ya duyulan sevgi ne yazık ki bazı kesimlerce Timur nefretine dönüşmüş durumdadır. Osmanlı, Timur karşısında yenilenler tarafındadır ve yenilenlerin tarafından bakılınca yenenin kötülenmesi doğaldır.
Ankara Esenboğa ismi Timur'un önemli generallerinden birisinin başka bir rivayete göre fil birliklerinin komutanı “İsen Buga” isminden gelmektedir. Bu isim Ankara Savaşı'ndan kalmadır.


    Tarihte olumsuz Timur algısını besleyen olaylardan birisi de Timur'un Altın Orda Devletini yıkarak Rusların ortaya çıkmasına ve Asya'da güçlenmesine sebep olduğu iddiasıdır. Ancak bu iddialar tam anlamıyla gerçeği yansıtmamaktadır. Zira, Altın Orda Devleti Timur'dan çok daha sonra kendi iç çekişmeleri sebebiyle yıkılmıştır. Bir sebep olabilir ama ana sebep olarak gösterilemez.
    Hikâye anlatılır gibi yazılmış, birbirine zıt bile olsa birçok kaynağın söylemlerini ortaya koymuş bir kitap.

14 Şubat 2021 Pazar

Kitap: Parola: Harbiyeli Aldanmaz, Yazar: Osman DENİZ


    27 Mayıs 1960 Adnan Menderes’i idama götüren darbe girişiminden sonra kurulan İnönü hükümetine bir darbe girişimi de Talat Aydemir tarafından yapılmaya kalkışılır. Ancak bu darbe başarılı olmaz. Ve Adnan Menderes’in idamına siyasi suçtan kimse idam edilmemeli diyerek karşı olan İnönü kendi hükümetine yapılan darbe sorumlularının idam edilmesini onaylar.
    Bu darbe girişimi, nedense fazla bilinmez ama ülkemizde demokrasiye karşı çözümü farklı yollardan arayanların gerçekleştirdiği tarihe geçmiş bir örnektir.
    27 Mayıs 1960 tarihinde Silahlı Kuvvetler adına darbeyi yapan 38 kişilik Milli Birlik Komitesi (MBK) fikir birliğine varamayınca bölünüyor ve aralarında Alparslan Türkeş’inde olduğu 14 kişiyi yurtdışı görevlerine gönderiyorlar.
    Daha sonra seçim oluyor ve İnönü koalisyonla hükümeti kuruyor. Ancak ülke yönetiminin yine önceye döndüğüne inanan başka bir grup tekrar darbe yapmaya kalkıyor. Bu sefer başlarında genç kadronun sevdiği Kara Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir var.

    Talat Aydemir; aslında Harp Okulu ve diğer komutanlıklara yapılan atamaları protesto etmek için 22 Şubat 1962 tarihinde Harp Okulu öğrencilerini Genelkurmay ve Meclis’in olduğu kavşağa yürütüyor. Tekrar darbe oldu düşüncesiyle milletvekilleri ve Generaller kaçıyor.
    Talat Aydemir’e bağlı Bnb. Fethi Gürcan; bu yürüyüşü, darbe oldu zannıyla İnönü, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet komutanlarının olduğu bölgeyi kuşatıyor. Talat Aydemir’e durumu bildiriyor. Talat Aydemir’in o anki amacı darbe olmadığı için serbest bırak diyor. Ve Başbakan ve komutanlar serbest bırakılıyor. Sonradan İnönü, “işte Talat Aydemir’in kaybettiği an bu an” diyor.
    Sonrasında yargılanmayacakları teminatı alan Talat Aydemir, birlikleri kışlaya geri çekiyor. Bu teşebbüsüne katılanlar İnönü tarafından emekli ediliyor.
    Emekli olanlar İnönü yönetimini ve ülke gidişatını beğenmedikleri için tekrar organize oluyorlar ve 21 Mayıs 1963 tarihinde bu sefer bir darbe girişiminde bulunuyorlar. Koordinesizlik, darbeyi haber alıp İnönü ile hareket edenlerin sabote etmesi sonucu darbe bastırılıyor. Dört kişi idamla cezalandırılıyor ancak Meclis sadece Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan’ın idamını onaylıyor ve idam ediliyor. Diğer iki kişi de affediliyor. Affedilenlerden biri olan bu kitabın yazarı da bir süre hapis yatıktan sonra hapisten çıkıyor ve tuttuğu anılar bu dönemin aydınlatılmasına katkı sağlıyor.
    Her iki darbe girişiminde Başbakan olan İnönü önceden darbe yapacaklarını haber alıyor ve Genelkurmay Başkanı ve diğer Generaller vasıtasıyla darbenin başarılı olmasını engelliyor.
    Daha önce beraber hareket edileceğine dair protokol imzalayan bazı general/amiraller ikili oynuyor. Başarılı olsa destekleyecek, olmazsa desteklemeyecek rolü oynuyor. Yazar bu durumu çok eleştiriyor.

    Her iki darbe girişimlerinin bu zamana kadarki darbelerden tek farkı, ABD güdümünde olmayan, Türkçü bir darbe girişimi. 1960 darbesini yapan bazı ABD güdümlü darbeciler, alt kademeden gelen Türkçü darbecileri mağlup ediyor.

    Kitap, bu darbelere katkı sağlamış ve Talat Aydemir ile birlikte olan Kurmay Yarbay Osman Deniz’in anılarından oluşuyor ve yayınlanmasını da öldükten sonra yapılmasını istediği için ölümünden sonra yayınlanıyor.
    O döneme ışık tutması bakımından ve bu konuda yayınlanan fazla bir kitap olmaması kitabı ilginç yapıyor.