23 Ekim 2018 Salı

Doğu Karadeniz'de Rum, Pontus Yazar: Haşim Albayrak


Milattan önce 300’lü yıllarda kurulun Pontus Krallığının Yunanlılarla hiçbir ilgisi yoktur. Milattan Sonra 1200’lü yıllarda kurulan Trabzon Rum İmparatorluğunun da Yunanistan’la ilgisi yoktur. Hatta bu imparatorluğu kurduranlar Gürcülerdir. Trabzon İmparatorluğunun ilk askerleri içinde Kıpçak, Kuman Türkleri çoğunluktadır. Ve o bölgenin Türkleşmesine katkı sağlamışlardır.




Rum adı altında o bölgelerde yaşayan etnik nüfusun çoğu ya yerli eski topluluklar ya da sonradan o bölgeye gelen İslamiyet öncesi Rumlaştırılmış Hristiyan Türkler idi.

1821 yılında Fener Patriğinin de yar aldığı Mora ayaklanması sonrasında uzun süren Bizans egemenliği döneminde Fener Patriği Rumları Yunanlılaştırmaya çalışmış ve o bölgeye Yunanistan’dan topluluklar getirilmiştir. Bunun sonucunda Balkanlar ve Anadolu’daki Rumlar kendini Yunan saymaya başlamışlardır.

Rum kelimesini; doğudan yaklaşan Türkler, Anadolu toprakları için kullanmışlardır. Eğer böyle olmasaydı, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin de Yunanlı olduğunu söylemek gerekecekti.

Pontus Devletini yeniden kurma girişimleri Osmanlının son döneminde başlamıştı. Ancak Atatürk’ün başlattığı mücadele başarılım olunca bu planları da yatmıştır. 15 Şubat 1921’de Trabzon ve yöresi Rum cemaati adına Kofidi ve Peruderumus imzasıyla Atatürk’e gönderilen beş maddelik dilekçe ile bağlılıklarını bildirmişlerdir.
Lozan antlaşmasından sonra da mübadele ile azınlık olarak bulunan Rumlar Yunanistan’a gönderilmiştir.

Prof.Dr.Zeki Arslantürk ve Prof.Dr.Mustafa Usta “ 1923 Nüfus Mübadelesinde ölçü din alınmıştır. Maalesef göç ettirilen nüfusun yüzde 20’si Hristiyanlaşan Türklerden olabileceğini, kalanlar arasında ise Müslüman olan veya korktuklarından Müslüman olduğunu beyan edenlerinde olabileceğini yani gizli Hristiyanların da olabileceğini” söylemektedirler.

 (Haşim Albayrak, “Tarih Boyunca Doğu Karadeniz’de Etnik Yapılanmalar ve Pontus” adlı kitaptan alıntıdır.)

18 Ekim 2018 Perşembe

Hepsi Aynı


Şu anda fındık üreticisine yapılan geçmişte tütün üreticisine yapılmış.
Çökertme Türküsü ile raflarda hiç Türk markalı sigaranın bulunmaması arasındaki bağlantı nedir?



Şu anda İtalyan Ferrrero şirketinin Fındık üzerinde Tekel oluşturduğu gibi Osmanlının son zamanlarında 1880’li yıllarda Tütün Rejisi diye bir şirket Tütün alımında tekel oluşturuyor. Bunun üzerine geçinemez duruma gelen köylüler kaçak tütün üretimine başlıyor.
Bunu önlemek için şirket Osmanlı hükumetine yasa kabul ettirerek tütün ekimini denetimine alıyor. Şirket kendi silahlı gücünü bile oluşturarak köylüler üzerine şiddet uyguluyor. 20.000 Türk Köylüsünü öldürüyor.  Çökertme Türküsündeki Halil, bu şirketin kolcuları tarafından öldürülmüş. Hatta Osmanlı zamanındaki şirketin kolculuk görevini Jandarmaya veriyor. Jandarma bu sınırlamalar dışında üretim yapanların peşine düşüyor.
Tütün üreticileri üzerindeki soygun düzeni Atatürk zamanında Kurtuluş Savaşından sonra kurulan Cumhuriyet hükumeti tarafından kaldırılıyor.

Gelelim Günümüze,
Şu anda sigara reyonunda bir tane Türk sigarası göremiyoruz. Neden?
Turgut Özal döneminde yabancı tütün dışalımı serbest bırakılmış ve yabancı sigaralar ülkemizde görünmeye başlamıştı.
Sonra Ecevit Hükumeti zamanında Kemal Derviş tarafından çıkarılan Tütün Yasası ve o yasanın uygulamasını yapan AKP hükumeti ile tütün üretim alanları sınırlandırılıyor. 

Sonuç, marketlerdeki sigara reyonlarında hep yabancı sigaralar ve sefil durumda, zar zor geçinen köylüler…
Fındık üreticisinin durumu da bu yolda ilerliyor.
Sadece fındık değil tüm tarım üreticilerinin durumu bu yolda.

Atatürk’ün tarım politikasından şaşan, sağcısı solcusu tüm hükumetler, emperyalist ülkelerin uşağı olmuş da haberimiz yok.
Milletin gerçekleri görmemesi için, sığ parti kavgaları teşvik ediliyor ve milletin gözüne perde çekiliyor.

30 Ağustos 2018 Perşembe

30 Ağustos Zafer Bayramı

Yunan mezalimi yıllarında:
Alaşehir’de kendilerine mukavemet eden kadının göğsünü yararak içine barut koyularak patlatılan Türk kadınının,
Urganlı köyünde, yangını söndürmek isterken Yunanlılar tarafından ateşe atılıp diri diri yakılan Türk köylüsünün,
Menemen’in köylerinde kuyuya atılan 18 kişinin, tecavüze uğrayan 13 yaşında Türk kızının,
Uşak’ın köylerinde ateş üzerine baş aşağı sarkıtılarak kızartılarak katledilen Türk köylülerinin intikamı,
Atatürk’ün ve O’nun oluşturduğu ordunun neferleri sayesinde alınmıştır.
Bu zulme şahit olan milletin Ata’sını unutması mümkün değildir.



Vatana, Türk Milletine, insanlığa verdiği eşsiz hizmet ile büyük önder Atatürk’ü ve O’nun oluşturduğu ordunun neferlerini saygıyla anıyor ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Türk Milletinin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun…

7 Şubat 2018 Çarşamba

Nedenlere Dayalı Bir Düşünce

Türk Milliyetçiliği, Osmanlı’nın son döneminde, diğer milliyetçilik akımlarına göre neden en son ortaya çıkmaya başladı?
Türk Milliyetçiliği, neden önce Balkanlarda ağırlık kazandı sonra Anadolu’ya yayıldı?
Atatürk ve arkadaşları Anadolu’nun bir kasabasında doğup büyüselerdi yine kahraman olurlar mıydı?
Din ile milliyetçiliği birbirine karıştırmaktaki amaç neydi? Türk müsün, Müslüman mısın sorularını kimler icat etti?
Sadece din ekseninde düşünmek neden vatana ihanet edenlerin amacına hizmet eder?
Neden Balkanlarda kurtuluş mücadelesi yapanlara Sabeteyist, Yahudi, Mason vb. yakıştırması yapıldı?
Gerçekte kimler Sabeteyist, Yahudi, Mason idi?
Neden Atatürk’ün etrafında idiler?
Neden Atatürk mason localarını kapattı?
Kapattıktan sonra ne oldular? Birden kayıp mı oldular?
Pakraduniler kimler, neredeler?


Bu soruların cevaplarını bilenler, Atatürk ve arkadaşlarının Türk Milleti ve Vatanı adına yaptıkları mücadelenin büyüklüğüne ve fedakârlıklarına hayran kalır…


Atatürk olmasaydı Türkiye bağımsız olur muydu? Sınırları nasıl olurdu?
Kurtuluş mücadelesine başladıkları beş arkadaşından biri lider olsaydı Türkiye’nin durumu ve sınırları nasıl olurdu? Sorularının cevabını bilen de Atatürk’ün dehası ile karşılaşır…

Dizilerden, dedikodu yöntemi ile tarihçiliği bırakıp okuyarak araştırarak, inceleyerek, yorumlayarak anlamak Türk Milletine ve Vatanına hizmet etmektir...

Aksi, emperyalist akımların hedefine hizmet etmektir.