21 Haziran 2016 Salı

Umut Olduğu Müddetçe

Bir incir çekirdeğinin hayat verdiği incir ağacının Kıbrıs’ta kayıp insanları bulmada umut olduğuna dair kısa bir hikâye.
     
    Kıbrıs’ta 60’lı ve 70’li yıllarda kaybolan Türk ve Rumları bulmak için 1981’de Kayıp Şahıslar Komitesi kuruldu. Biri Türk, biri Rum biri de Birleşmiş Milletler’den (BM) 3 üyesi bulunan komite, 2000’lerin sonuna dek yalnızca kayıpların listesini çıkarabilmişti. Bir sonuç alınamadığı için BM 8 yıl atama bile yapmadı. Ada, BM görevlilerinin tatil piyangosu haline gelmişti. Kıbrıs’a atananlar ilk iş bir tekne kiralar ve balığın bol bulunduğu sularda demir atardı.
Ancak işler, BM tarafından gönderilen İsveçli Christophe Girod ile değişmeye başladı. 2011 yılındaki olay, filmlere konu olacak türdendi...
       Bir gün Limasol’e bağlı Pareklişa Köyü yakınlarında bir incir ağacı heyettekilerin dikkatlerini çekti. Etrafta sadece taş ocakları vardı ve o incir ağacından başka tek bir ağaç bile yoktu. Gel zaman git zaman, bu ağacın nasıl olup da böyle kumluk, kayalık bir yerde filizlenip büyüyebildiğine kafayı taktılar.
Sonunda araştırmaya karar verdiler. Andoliniga türü bu incir ağacından yakın bölgelerde dahi bulamadılar. Ardından, adada incir bahçesi sahibi aileleri ziyaretlere başladılar. Ziyaret ettikleri insanlara, yakınlarından kaybolan olup olmadığını soruyorlardı. Önceleri bu soruya adada pek bir mana verilemedi. Bir gün Kallis, Taşkent Köyü’nde bu tür incir yetiştiren bir aile olduğunu öğrendi. Ve evet, aileden Ahmet Cemal 1974’te ‘’İncir bahçesine gidiyorum’’ diyerek çıkmış, bir daha haber alınamamıştı. O gün kaybolan başka köylüler de vardı.
Uzun uğraşlar sonunda bölgede kazı izni alınabildi ve heyet kafayı taktıkları o yapayalnız incir ağacının köküne kazmayı vurdular. Ağacın kökleri arasında 3 kişinin iskeletine ulaşıldı.
Ailelerden DNA örnekleri alındı. Takip eden günlerde yapılan DNA analizlerine göre cesetler Ahmet Cemal ve 2 arkadaşına aitti.
Komite üyeleri, insanın ağzını açık bırakan hikâyeyi aslında daha incir ağacı gözlerine batınca fark etmişti: 15 Ağustos 1974’te Ahmet Cemal’in incir bahçesinde yediği ya da cebine koyduğu bir incirin çekirdeği, katledildikten sonra gömüldüğü yerde filizlenmiş, yıllar sonra o ağaca dönüşmüştü. Ardından kazı genişletildi ve Taşkent kayıplarına ait toplu mezara ulaşıldı.

         Bir incir çekirdeği kocaman bir ağaç oluyor yıllar içinde. İncir çekirdeği sayesinde toplu mezar bulunuyor. Bir incir çekirdeğinden çıkan ağaç koca Kıbrıs halkına umut oluyor, yakınlarının cenazelerine kavuşabilsinler diye.
 Olanın bitenin farkında olduğu insanlar var oldukça umut bitmez. Umut bitmediği müddetçe korktuğumuz hiç bir şey başımıza gelmez merak etmeyin.