3 Nisan 2020 Cuma

Kitap: İşin Doğrusu Yazar: Mehmet BEŞERİ


  Dünün Osmanlı devletinde:
   Kimileri; Enderunu, Yeniçeriyi, Ayanı, Mültezimi,Şeyhi, Mollası, Kadısı, Dedesi, Hocası, Hacısı, İmamı, Ticareti, Ziraatı ve Zanaatı, Siyaseti, velhasıl kelam toplumda geçer akçe olan ne varsa hepsini ellerine geçirmiş; mazlum Anadolu insanının ensesinde boza pişiriyorlar, onlar cepheden cepheye savaşıp ölürken, kalan üç beş parça mala da el koyuyorlardı.
    Aynı şahısların torunları, ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletini; toplumun ticaretini, ziraatını, zanaatını, dinini, siyasetini yine işe yarar ne varsa ağırlıklı olarak ele geçirdiler.


    Bunlar; öyle bir tezgâh kurmuşlar ki, ülkenin güzellikleri, gelir kaynakları, bir eli yağda bir eli balda yaşama imkanları, yönetim kademeleri hep kendilerine;
Ölmek, sürünmek, rezillik çekmek yine Anadolu’nun o kavruk yüzlü, toprak suratlı çocuklarına…
    Dünün Osmanlısında, “kaymak tabaka “dediğimiz bu zatlar, nasıl ki yeri geldiğinde, yabancı ülkelerle iş birliği yapmaktan çekinmeyip, Ülkeyi parça parça edecek eylemlerin altına imzalarını attılar; bugün onların torunları da ayni işi dedelerinden bıraktıkları yerden yapmaya devam etmektedirler.

    Yaşadıklarımızın özeti budur. Tabii ki bilene ve anlayana. (sayfa 40)

    Atatürk, mevcut koşulları iyi tahlil eden bir siyaset adamı olduğundan dolayı, o günkü şartlarda içinde bulunduğumuz vatan topraklarından daha fazlasının elde edilemeyeceğini bildiği için Lozan’da çizilen sınırları razı olmuştur. Ancak, bütün hayali ve emeli, önüne çıkan her fırsatta sınırları genişletmek idi. Nitekim Hatay bu şekilde Türkiye’ye dahil edilmiştir.
    İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Atatürk yaşamış bulunsaydı, inanıyorum ki en azından Suriye, Musul-Kerkük ve On iki adaları sınırlarımıza katardı. (sayfa 48)

    Yabancılar, özellikle İngilizler, aynı zamanda, alttan alta, kendi ajanlıklarını yapan sahte din adamları vasıtasıyla Atatürk’ün “kendilerinin adamı olduğu” yalanını yayıyorlardı. Şimdilerde bazı salakların Atatürk’e düşman olmalarının ve eleştirmelerinin temeli buradadır. (sayfa 65)

    Çeşitli tarihlerde yazdıkları makaleleri bu kitapta toplayan yazar gerçekleri sorgulamacı bakış ile günümüzde yaşananları tarih ile birleştirerek ortaya dökmüş. Kesinlikle herkesin okuması gerektiği bir kitap olarak değerlendiriyorum. Bir solukta okunan kitaplardan.